On Body and Soul (2017)

I’d really love to sleep with you.

Nothing else.

Just sleep in the same room.

Fall asleep together.

Budapeşte’de, birazı kesimhanede birazı doğada bir garip aşk hikayesi mi desem, böyle desem çok yavan kalacak biliyorum. İşte beni çok etkileyen filmleri yazmakta böyle zorlanıyorum. Sanki bir şeyi atlıycam ve yanlış imaj oluşturacağım zihinlerde kaygısı bu. Bir de konular yüzeysel kalıyor o büyülü dünyayı vermek zor olunca.

Maria bir kesimhanede Kalite Kontrol Uzmanı olarak çalışmaya başlar. Sürekli yalnız takıldığı için haliyle hakkında dedikodular da çıkar. İşini ciddiye aldığı kadar katıdır da. Onun hayatı şekillerden ve çocukluktan beri aklında tuttuğu datalardan oluşmaktadır. Kendinden yaşça büyük patronu Endre de sessiz bir tiptir. Bir kolu sakattır. Her ikisi de rastlantısal bir biçimde aynı rüyayı gördüklerini öğrenecek, ve birbirlerini tanımaya başlayacaklardır.

Özet buraya kadar ama rüyalarına da değinmeden edemeyeceğim. Rüyalarında dere olan bir ormanda geyik onlar. Ve film de böyle başlıyor zaten. Öylemesine konulmuş görüntüler olduğunu düşündüm izlerken, meğer onlarmış. İki farklı insan, iki yalnız insan, iki geyik.. Ne yalan söyliyim, iki kişilik rüyanın içinde olmak isterdim. Her ne kadar senaryoda çok kör göze parmak sahneler olsa da, bu iki saatlik film karakterleri gibi ağır temposuyla sizi kendine çekmeyi başarıyor.

Bu arada filmdeki bazı sahneler çok irrite edici, özellikle kesimhanede olanlar. Kesimhaneler zaten tuhaf yerler, orada olanlar (bilsem de) bir ne oluyoruz dememe sebep oldu. Ama belki de o tuhaflık sonra göreceklerimize alıştırmak içindi.

Filmin Macar kadın yönetmeni Ildiko Enyedi’nin 18 sene aradan sonra çektiği ilk uzun metrajlı film On Body and Soul Berlin Film Festivali’nde Altın Ayı ödülünü kazanmış. Aynı zamanda Oscar Ödüllerinde En İyi Yabancı Film kategorisinde yarışacak. Bence yolu açık olsun ama çok güçlü rakipleri var.

Bir Cevap Yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.