Dogville (2003)

Dogs can be taught many useful things,
but not if we forgive them
every time they obey their own nature.

Dogville bir Lars von Trier filmi. Bir tiyatro sahnesi gibi dekore edilmiş ve ilginç olan, odak noktası insan olduğu için neredeyse herşeyin dekorda eksik oluşu.

Dogville bir giriş ve dokuz bölümden oluşuyor. Başta kasaba halkını ve nasıl birer iyi insan olduklarını öğreniyoruz. Sonra bu toplumla kendi yazacağı kitap için ilgilenen Tom karakterini tanıyoruz. Bir entellektüel olan Tom, felsefeyi, doğru-yanlış değerleri sorgulayan ve ahlakı güçlendirme toplantıları yapan bir adamdır. Dogville’in dar görüşlü insanlarından sıkılmıştır ve Grace’in kasabaya gelişiyle bunun insanları sınamak için güzel bir fırsat olduğunu düşünür.

Grace, babasının lideri olduğu bir gangster çetesinden saklanmak üzere Dogville’e gelmiştir. Kasaba sakinleri başta ona iyi davranır gözükseler de bir süre sonra istismar etmeye başlarlar. Grace çok uzunca bir süre sessiz kalır, ki onun bu dayanma gücü için dişi İsa benzetmesi bile yapılmış; ve finalde tüm kasabayı babaya şikayet ederek yok eder. (Dini gönderme açısından bakacak olursak buradaki baba da tanrı olabilir)

Dogville direk olarak insan doğasını eleştiriyor. Filmin anlatısı içinde “haksız yere suçlanma”, “mağdurun sessiz kalması” ve “tüm zulmü insanlık adına sineye çekme” gibi temalar var. Aslında demokratikmiş gibi görünen bir toplumun nasıl demokrasiden uzaklaşabileceğinin bir kanıtı. Grace’in göz yumduğu şeyler bir süre sonra izleyiciyi o kadar rahatsız ediyor ki, finaldeki katliamı onaylar hale getiriyor.

Yine de, filmin sonu biraz ağır olmuş. Ne o öyle çocuk gibi şikayet etmek falan. Madem onca dayanabildin, affet gitsin. Tabi burda bir toplumu affetmek var ki düşününce hiç kolay olmayacakmış gibi geliyor.

Sonuçta bu da bir film..

Bir Cevap Yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.