Wild (2014)

But if I go back in time,

I wouldn’t do a single thing differently.

Cheryl Strayed’in gerçek hayatından bir bölümün anlatıldığı Wild’da Cheryl’i Reese Witherspoon canlandırıyor.

Cheryl hayatının kontrolünü kaybetmiş bir kadındır. Eşini aldattıktan sonra evliliği bitmiş, uyuşturucu kullanmaya başlamış ve önüne gelenle de yatmıştır. Buna bir de annesinin ölümü eklenince, iyice dibe vuran Cheryl kendini doğaya atar. 3 ay sürecek olan yaklaşık 1770 km’lik doğa yürüyüşüne başlar. Yolculuğu oldukça zorlu olan Cheryl’ın bir de alet edevat kullanmasını bilmemesiyle işi daha da içinden çıkılmaz hal alacaktır.

Wild dışarda olduğu kadar içerde de bir yolculuğu anlatıyor. Cheryl’in iç sesine ve flashbacklerle gelen anılarına tanık oluyruz yol boyunca. Buradan yola çıkarak şu da söylenilebilir, wild yani vahşi olan sadece doğa değil, Cheryl’in geride bıraktığı hayat da aynı zamanda.

Yerinden kalkmadan ahkam kesen insanla vardır hani, ne işin var vahşi doğada otur oturduğun yerde gibi sözler sarf ederler. Yalnız atlanan bir şey var, bu kadınlar da boşuna bu zorluklara göğüs germiyor. O yollardan çok erkek geçiyor ama çok az kadın bu riskleri alıp yoluna devam edebiliyor. İşte bu noktada, ki filmin içinde de belirtildiği üzere bu bir feminist hikaye denilebilir. Ki Cheryl de yolda rastladığı bir The Hobo Times gazetecisine feminist olduğunu söylüyordu.

Uykulu Kuytu Puani: 3Reese Witherspoon’un oyunculuğuna lafım yok. Sadece bu film için uygun bulmadım kendisini.

Filmin yönetmeni Jean-Marc Vallée’yi ise Café de Flore gibi güzel bir filmle tanıyıp sevmiştim. Daha sonra çektiği Dallas Buyers Club’ı da beğenmiştim. Ama Wild pek olmamış. Geçen senenin bir diğer vahşi doğa – kadın filmi Tracks bundan kat kat iyiydi.

Not: Film En İyi Kadın Oyuncu ve Yardımcı Kadın olmak üzere iki dalda Oscar’a aday.

Not 2: Korkmayın, alamaz.

Bir Cevap Yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.