Interstellar (2014)

Mankind was born on Earth. It was never meant to die here.

Gelecekte bir zamanda dünyada yiyecek azalmış ve kum fırtınaları başlamıştır. Aslında bir mühendis olan Cooper (Matthew McConaughey), bu iş alanına ihtiyaç olmadığı için diğer herkes gibi çiftçilik yapmaktadır. Ailesiyle yaşam savaşı verirken kızı Murph’ün odasında kitaplar yere düşmeye başlar. Bir kum fırtınası sırasında odaya girdiklerinde kum birikintilerine bakarak yerde bir mesaj olduğunu farkederler. Cooper mesajın bir koordinat olduğunu anlar ve yola koyulur. Geldikleri yer Nasa’ya ait gizli bir üstür. Burada eski bir pilot ve mühendis olan Cooper’dan yeniden göreve dönmesi istenir. Bu görev, dünyanın sonu geldiği için yeni bir gezegen aramak olacaktır. Copper görevi kabul eder ama kızı Murph buna karşı çıkar. Böylece insan ırkına yeni bir umut olabilmek üzere çıkılacak yolculuk başlar.

Film, sakin bir anlatımla ilerliyor. İlk 45 dakikka dünyada geçiyor ve biz kum fırtınaları arasında insanların zorlukla hayatta kalabildiklerine şahit oluyoruz. İkinci bölümden itibaren uzay yolculuğu ve zamanla hesaplaşma başlıyor. Uzay zamanı – dünya zamanı uyumsuzluğu açık bir şekilde veriliyor. Sadece bu da değil, parallel evren, kuantum fizik, solucan deliği, beşinci boyut, zaman kayması gibi bilimsel metodlar ve fiziksel teoriler çok güzel harmanlanarak güzel bir öykü oluşturuluyor.

Teorilerin yanında, belki hepsini üstünde sevgi duruyor. Zaman ve mekanın üstüne geçebilen tek şey sevgi. Filmde birkaç çeşit sevgi mevcut. En güçlüsü Cooper ve kızı Murph arasında olan sevgi.

Spoiler!!! Göster

Sevgi demişken, sevginin sorgulanışı da filmin içinde değişiklik gösterebiliyor. Baba kız ilişkisi iki taraflı ve diğer bir baba kız ilişkisi (Donald-Brand arasındaki) alternatif olarak sunuluyor. Bir baba figürü olarak o, idealleri için kızından vazgeçebilen babayı temsil ediyor.

Uykulu Kuytu Puani: 5Paralel iki öyküyü birbirine bağlayan Nolan’ın kurgusu oldukça başarılı. Yaklaşık üç saat süren film, kendini sıkmadan izlettirebiliyor. Tabi bu arada müziklere de değinmek lazım. Hans Zimmer’in yaptığı müzikler filmle uyum içinde ilerliyor. Zimmer’in en iyi işi değil belki ama oldukça başarılı.

Zaman ve mekanın önüne geçebilen “yegane şey” temalı filmi ben çok beğendim. Şayet bilim – kurgu türü severlerseniz mutlaka izlemelisiniz.

Not: Her ne kadar oyunculuklar iyi olsa da film diğer  5 dalda Oscar’a aday.

Bir Cevap Yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.