Little Children (2006)

You couldn’t change the past.

But the future could be a different story.

And it had to start somewhere.

Little Children’ı Tutku Oyunları olarak Türkçe’ye çevirmişler. Bunu böyle çevirenin Madam Bovary’yi okuyup ta ona fahişe diyenle aynı kişi olduğunu düşünüyorum. Ciddiyim. Halbuki Little Children o kadar çok şey ifade ediyor ki; çocuklara değinmesi bir yana büyüklerin de çocuksu davranışlar sergileyebileceği ile ilgili anlatımları mevcut.

Konuyu anlatmak gerek, e eski de bir film çok spoilera kaçmadan deneyeyim.

Uykulu Kuytu Puani: 4Sarah (Kate Winslet) yaşadığı hayattan ve tabiki kocasından bunalmış bir ev hanımıdır. Brad (Patrick Wilson) da Sarah’ın erkek versiyonudur. Her ikisinin de birer çocukları vardır. Parkta havuzda gide gele aralarında bir dostluk başlar. Bu arada gözaltı süresi biten çocuk tacizcisi Ronnie’nin gelişiyle olaylar gelişir.

Beni düşündüren çok şey oldu film boyunca. En güçlüsü de şu aldatma işi. Büyüme aşamamda bu işi şiddetle kınardım. Ama artık büyüdüğüme göre farklı bakmalıyım. Daha çok anlamalıyım. Her iki tarafı da düşünmeliyim. Ve en önemlisi yargılamamalıyım. Ben bunları kendim için söylüyorum da herkes için geçerli. Çünkü malum en başımızı ağrıtan olaylar en çok ahkam kestiğimiz ve asla yapmam dediğimiz olaylar üzerine kuruluyor. Neyse ki Sarah da benim gibi düşünüyor.

Aldatmak sanırım en çok içinde bulunulan toplumu rahatsız ediyor. Bu yüzden çok güçlü bir tepkiyle karşılanıyor. Herkes kendi eşlerinin de başına aynı şey gelebileceği korkusuyla tü kaka yapıyor. Ve bunu yapan insan muhtemel bir tehlike olarak adlediliyor.

Aslında evet aslında şunu bilmiyorlar ki aldatma işi her insanla yapılmaz. İnsanın evinden eşinden çocuğundan vazgeçebilmesi için çok güçlü hisler olmalı. Ve bu öyle herkese karşı hissedilmez. Sanırım atlanan nokta bu.

Paulo Coelho’nun Aldatmak kitabını okuyorum şu sıralar, bu film de üstüne denk geldi. Adından anlaşılabileceği gibi aldatma üstüne kurulu. Ama tıpkı filmlerin bize rolümüzü hatırlattığı gibi sonda bu aldatanların kuyruğunu sıkıştırıp evlerine dönmelerini bekliyorum. Yoksa çok baştan çıkarıcı olurdu ve 120.000 kopyayla raflarda yerini almazdı öyle değil mi?

Her ne kadar başka şeylerden bahsediyor gibi dursam da sanırım bütün filmi anlattım. Neyse..

Bir Cevap Yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.