Sound of My Voice (2011)

♫♪♫

Now I tell you openly

You have my heart so don’t hurt me

For what I couldn’t find.

Bir şeyi içerden göstermeye çalışan ve filmin sonunda da anlattığını yalanlayan filmler var. Sound of My Voice böyle bir film; şayet düz bakarsanız. Böyle muallakta kalan sonları ben çok düşünüyorum, çünkü ‘al sana doğru bu’ denilince inanmayanlardım. İzlediğim günden beri içimde ve dışımda bir savaş veriyorum ve bu yazımda bu durumu aktarmaya çalışacağım, önce konu.
Sevgili olan Peter ve Lorna, bir tarikat olduğunu düşündükleri gruba dahil olurlar. Amaçları orada gördüklerini belgeleyip iyi bir iş çıkarmaktır. Çok sıkı güvenlik ve hijyen önlemleri ile bilmedikleri bir binanın bodrumunda katıldıkları seanslarda Maggie isimli, 2054 yılından geldiğini söyleyen lider eşliğinde kendi içsel yolculuklarına çıkacaklardır.
Ek bilgi; Maggie gelecekten geldiği için günümüze uyumlanamıyor. Mikrop kapmasın diye, gelenlerin sterilize edilip seanslara katılması sağlanıyor. Benzer şekilde, Maggie’nin beslenmesi o yapının içine kurulmuş organik bahçelerden sağlanıyor.
Filmle ilgili, benim düşündüğümü düşünen var mı diye internetten araştırma yaptım. Ve insanların daha çok işin tarikat kısmı üzerinde durduklarını gördüm. Sanırım Scientology’nin başarısı da bu olsa gerek, insanları korkutup o taraftan bakamayacak hale getirmek.

Spoiler!!! Göster

Senaryonun çok incelikle düşünülüp yazıldığını belirtmem gerekiyor. Şayet size sunulan sonu kabul ederseniz (ki bir çok insana bu olmuş), başka mesaj aramadan ‘bunlar hep böyledir zaten’ gönül rahatlığıyla yolunuza devam edebilirsiniz. Böylece, spiritüel yolculukların herkes için olmaması gibi, spirütüel filmlerin de herkes için yapılmadığı ayrıntısını da gözden kaçırmış olursunuz.
Dikkatli bakılacak olursa, aslında verilen sonun tatminkar olmadığı, Maggie’nin bu sonu zaten beklediği, saçma sapan kurgularla, montaj gibi duran bir fotoğraf üzerinden bu sonun hazırlandığı, ve aslında ana mesajın üstü örtülü bir Sarah Connor-John Connor olayından ibaret olduğu anlaşılacaktır.
Neye inanmak istediğimizin, neye inandığımızla şekillendiği bir film olmuş. O yüzden diğer tarafa geçip bakmak çok zor oluyor. Ben bu düşündüklerimi bulabilmek için, bana net çıkarımlar yaptıran her sahneyi başa alıp tekrar izledim. Ve çok ilginç, tersten okumama bile gerek kalmayacak kadar açık bir anlatım olduğunu gördüm. Dedim ya, nasıl bakarsanız öyle şekil alıyor. Ya da neye inanmak isterseniz ona göre şekil alan bir film olmuş çünkü her yerde bir açık kapı var. Bunu da yazanların dehasına (ki bir tanesi aynı zamanda Maggie’yi oynayan Brit Marling) bağlıyorum.
Brit Marling’ı Another Earth’le hatırlayacağız. O filmde, insanın iç dünyasını dışsallaştırılmasına şahit oluyorduk ve senaryoyu yazanlardan biri gene kendisiydi. Bu filmdeki ruhani lider halini çok beğendiğimi söylemeden geçemeyeceğim. Çünkü canlandırdığı karakterde olması gereken ışığa sahip bir yüzü var.
Diğer yandan, her iki filme bakarak Brit’in bir içsel yolculukta olduğunu söylemek mümkün. Ve aslında bulduğu cevapları da paylaşıyor ama işte o cevapları almayı herkesin mantığı kabul etmiyor. Bu yüzden olacak ki, filmin sonunda, Peter’ın duyduğu Maggie’nin sesiyle, ‘Peter, bu benim seçimim değil, senin seçimin” derken araya belki 1 saniyelik Peter’ın bisiklet sürme sahnesi eklenerek, katedeceği yolun ne kadar uzadığı ayrıntısı ekleniyor.
Uykulu Kuytu Puani: 4Tüm o kendime has bakış açımla ben filmi beğendim. Şayet What the Bleep Do We Know, Down the Rabbit Hole, The Celestine Prophecy, Conversations with God, Interstate 60 gibi içsel yolculuk filmlerini sevdiyseniz (The Secret demiyorum, onda eksiklik vardı çünkü), bu filmi de beğeneceğinizi düşünüyorum.

Not: Değişik taraflardan bakmaya çalıştığım bir dönemdeyim. Bunun için bazen bildiğim her şeyin dışına çıkmam gerekiyor. Ve bu çıkarımlar bazen kendimle ters düşmemi sağlasa da (Le Guin’in Karanlığın Sol Eli’ne olan maskülist yaklaşımımla eseri alaşağı edişimi unutamıyorum) sanırım bu yönüme alışmaya başlıyorum. Çünkü bu, gerçek hayatta da empati yeteneğini arttıran bir durum.
Not 2: Brit Marling’le oturup saatlerce sohbet etmek isterdim.

6 thoughts on “Sound of My Voice (2011)

  1. 1

    :)

  2. Uykulu Kuytu

    u r brilliant ;)

  3. awware

    Film Çok Güzel Kurgulanmış . Yönetmenide Tebrik Etmek Lazım
    Maggie ile Kızın İşaret Dili Sahnesini Çok iyi Çekmiş , Anlatmak İstedigini
    Tam Olarak Anlatabilmiş Bence ve Filmin Kilit Noktasını Koymuş
    Bana Göre % 99 Devam Filmi Gelir :)
    Cevapsız Çok Fazla Soru Kaldı Bence
    Şu An Aklıma Gelen 2 Soru
    1. Kızın Babasının ne İş Yaptıgı ve Kıza ne Yaptıgı. (Kızın Tuhaf Hareketleri)
    2. İçişleri Bakakanlıgından Gelen Zenci Ablanın Otel Odasındaki Hal Hareketleri. ( Açtıgı Kutu ? Bana Göre O Zarftaki Maggie nin Resmiydi )
    Kutu Kimden Geldi ?

    iyi seyirler ……..

  4. Uykulu Kuytu

    Devam filmi gelmez bence. O kadar bu hikaye.
    Naçizane olmayan cevabım:
    1. Özel bir çocuğu olduğunu farketmiş bir baba gibi davranıyordu. İleride bir şey yapması muhtemel bir çocuğa sahip belki de onu doğru (?) yönlendiriyordu.
    2. O kutu gizli servisten geliyordu. Evet o Maggie’nin resmiydi ama montaj gibi duruyordu. Bir nevi 007 olayı gibi ama tek ajanlık tek ipuçluk bir yakalamaca hikayesi. Bana en saçma/kurgulamış gelen sahneydi.
    Beğenmenize sevindim, ben de sevdim filmi, ama gösterdiğini değil bulduğum anlamını.

  5. Nik Neym

    Konuyu yıllar sonra hortlatayım :) Öncelikle hoş bir film incelemesi yapmışsınız, beğendim. Bu filmi izlemeden önce Brit Marling kaleminden çıkmış olan OA dizisinin 2 sezonunu da izlemiştim. Gördüm ki kadında spiritüel anlamda bir cevher var ( bence hem entellektüel anlamda hem de manevi anlamda). Madem durum bu, bu ablamızın kaleminden çıkmış filmleri izleyelim de bakış açımız genişlesin bari dedim. Soun of my voice a gözüm takıldı, sonra yorumlara baktım millet kötülemiş. Madem filmi beğenmemişler kesin film güzeldir dedim :). Millet salt akılla baktığından filmi anlayamamıştır diye düşündüm, ki nitekim de filmi izledikten sonra öyle olduğunu anladım :). Benim eklemek istediğim filmde insanların elma yedikleri sahne. Bunu Adem ile Havva’nın yasak elmayı yemeleri anlatımlarına benzettim. Filmde, Maggie katılımcılara gözlerini kapattırıp çocukluklarına gitmelerini söylüyor. Daha sonrasında onlara verdiği elmaları yemelerini söylüyor. Kişiler elmarından ısırık aldıktan sonra Maggie elmanın içinde mantık, acı, entellektüel saçmalıklar olduğunu söylüyor. Ama artık elmayı yediklerini, büyüme zamanlarının geldiklerini söylüyor. Şimdi, ne kadarından kurtulabileceklerini soruyor? Bence çok anlamlı bir sahneydi es geçmemek lazım.

    • Uykulu Kuytu

      Haklısınız, çok önemli bir sahneydi sadece bu elmaya çok anlam yüklemiyorum, kutsal kitapta fruit-meyve olarak geçtiğini öğrendiğimden beri.

Bir Cevap Yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.