Sint (2010)

Trust me. It’s best to let sleeping dogs lie.

Noel Baba, Santa Claus, Sinterklaas (St. Nikols – St. Nicholas) hepsi aynı kişi olabilir mi?

Galiba güne bakmak lazım. Saint Nicholas (Sinterklaas) günü Felemenk’lerin 5 Aralık’ı 6 Aralık’a bağlayan gün kutladıkları bir festivalmiş. Bir çok Avrupa ülkesinde kutlanan bu gün sonradan Santa Claus (Noel Baba)’ya da ilham kaynağı olmuş. Sinterklaas’ın özelliği o gece uslu çocuklara hediye getirmesiymiş. Yaramazlara bir şey yok tabi klasik. Bir de siyah yüzlü küçük yardımcıları varmış Sinterklaas’ın Black Petes diye ve her sene İspanya’dan gemiyle 5 Aralıkta gelip hediye (portakal) falan getirirlermiş. Gemi gece yarısı ayrılırmış limandan. Bir de Sinterklaas’ın Noel Baba’dan farkı bir rahip kıyafeti giymesi ve atıyla çatıların üstünde gezip hediye bırakması inancıymış, küçük siyah yüzlü adamlarının yardımıyla tabi.

Filme gelecek olursam, almış bu hikayeyi biraz değiştirmiş ve Sinterklaas’ı kötü bir figür olarak vermiş. O da şöyle oluyor, aslında Sinterklaas eski zamanlarda halktan haraç kesen, vermeyenlerin kafasını kesen, yardımcılarıyla terör estiren tarihi bir figürmüş. Halk ayaklanmış ve bunların gemisini ateşe vermiş, o gün işte 5 Aralıkmış ve aslında ölüm yıldönümüymüş. Zamanla kilise bu olumsuz figürü iyileştirmiş ve iyi bir şeymiş gibi kutlamalar yaptırmaya başlamış. Dolunayın 5 Aralık’a geldiği günlerde (ki bu 25-30 senede bir olmaktaymış) Sinterklaas siyah cüceleriyle gelip katliam yapmaktaymış gibi bir konuya sahip.

Filmin başlarında müzikle çekimlerin benzerliğinden Halloween’a yaklaşan bir gidişat gördüm hatta baş rolde olup “final girl” olacağını düşündüğüm bir kız bile vardı o sahnelerde ama konu öyle devam etmedi. Belki gerçekten gönderme yapmıştır yönetmen sonuçta o da bir “özel gün filmi” değil mi?

Bir kaç başka film de gelmedi değil aklıma, sisin çok kullanılmasından kaynaklı The Fog ve Sinterklaas’ın at üstünde gelen ölü olmasından kaynaklı, Uykulu Kuytu’ya isim veren Sleepy Hallow ve çok çok küçükken izlediğim ve ismini yıllar sonra bir kitapta bulduğum La Noche Del Terror Ciego. Onda da atlarıyla birlikte mezardan çıkan ölüler vardı ki belki küçük yaşlarda izlediğimden ve etkilendiğimden kaynaklı bu filmi de ayrı bir yere koymamı sağladı. Tabi sadece benzerlikler değil, kartpostal gibi bir şehirde (Amsterdam) geçiyor olması sebebiyle de, o şehre aşık olduğum için zevkle izledim yoksa öyle çok ahım şahım bir film değil.

Uykulu Kuytu Puani: 3Gene de filmin ‘inanan var, inanmayan var’ yaklaşımı ve bir çok insanın, bunun ticari bir gün olmasından kaynaklı inanmamayı seçtiği yönündeki açıklamalarla Amerikan filmlerinin mesaj kaygısından uzaklaşması, o ‘holy spirit’i yaşatalım’ ın merkezinde olmaması hoşuma gitti.

Bir Cevap Yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.