360 (2011)

You only live once.

How many chances do we get?

360, tutku, sadakat, aldatma ve aşk üzerine bir film. Farklı yaşamların, kesişen yolların ve hayatın içinde alınan kararların aslında birbirinden çok da farklı olmadığını gösteriyor. Bir fahişe üzerinden iş adamına, adamın karısından karısının sevgilisine, sevgilisinden kız arkadaşına, kız arkadaşından yol arkadaşına, yol arkadaşından evli bir başka kadına, o kadından kocasına, kocasından fahişe kızın kardeşine dönen 360 derecelik bir konuya sahip olan film; Viyana’da başlayıp Paris’e, oradan Londra’ya, oradan Bratislava’ya oradan Rio’ya oradan Denver’a geçebilecek kadar da geniş bir coğrafyaya dağılıyor.

İzlerken şunu düşünüdüm, aslında farklı insanların hayatları olsa da sonuçta bu hayatlar birbirinden çok da farklı değil. Ahlaki değerlerin kesinlikle sorgulanmadığı filmde azıcık, birazcık dürüstlük üzerinde durulmuş ki onca yanlışlık arasında bu hiç dikkat çekmiyor. Yanlışlık diyorum da bu dünyada büyük konuşmamak gerektiğini bilerek söylüyorum bunu, yoksa eleştirmek üzere değil. Bana göre de olması gereken insanın hayallerinin peşinden gitmesidir tek bir şartla, sonuçlarına da katlanmayı göze almalıdır.

Uykulu Kuytu Puani: 3Filmin kadrosunda Anthony Hopkins’in yanında Jude Law ve Rachel Weisz’ı gördüğümde çok heyecanlandım çünkü hepsini çok severim. Weisz ve Law ikilisini Enemy at the Gates’de birbirlerine çok yakıştırmıştım. Bu filmde de çift olduklarını görmek her ne kadar beni sevindirse de filmin genelinin sıkıcı olması, beklentimi yüksek tutmamdan kaynaklı hayal kırıklığına uğramamı sağladı. Bir çok hayat hakkında bilgi verip de o bir çok hayatın bana yeni bir şey öğretmediği bir film olmuş. Filmin sonunda aklımda kalan hepimizin bir döngü içinde olduğu ve biz olmasak da birilerinin bu döngüyü devam ettireceği oldu.

Bir Cevap Yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.