Shark Night (2011)

Shark Night filmi ile tatilimin kesiştiği noktayı anlatacağım haliyle film bu yazıda yüzeysel kalacak.


Geçen hafta arkadaşımın Çanakkale’deki evine gitmek üzere bir başka arkadaşımla Truva Turizm’in otobüsüne bindik. Sabah erken saatte olduğu için biraz uykusuzdum ama gene de önümdeki televizyonu kurcalamaktan geri kalmadım. Bir film başlıyordu ve hemen kulaklıkları takıp izlemeye başladık. Bu Shark Night çıktı işte. Piranha yazımı okuyanlar bilir, benim için kabustur bu filmler bir de tam tatil öncesi pek iyi olmadı tabi ama uykum da filmle birlikte kaçtığı için söylene söylene sonuna kadar izledim.

Uykulu Kuytu Puani: 2Bir göl evine tatile giden 7 arkadaşın sırayla yenme filmini yapmışlar. Tam da benim sevdiğim gibi, tam tatlı suda yaşayamaz bu balıklar diye düşünürken ortalık kan gölüne dönüyor. Ne yaşayamaz, meğer denemek için bütün köpekbalığı türlerini çoğaltmışlar o gölde bir de hepsi yiyenlerden. Mako köpekbalığından tutun Boğa köpekbalığına kadar  6 çeşit köpekbalığı vardı filmde. Haliyle ben de bilmediğim diğer türleri öğrenerek ve kafamda o balıklarla tatile başladım.

Evi Dardanos’taydı arkadaşımın ve denizi de ‘gidiyorsun gidiyorsun su aynı yerde’ bir denizdi, yani sığdı. Ben hemen derinleşen denizleri seviyorum böyle denizlerde bir şeye basacağım diye tedirgin oluyorum bir de yürümekten sıkılıyorum bir de denizin dibine bakmaktan kendimi alamıyorum bir de köpekbalığı gelse hayatta yolu bulup çıkamam o sudan diye çok tercih etmiyorum.

Crocslarımı çıkarmadım ayağımdan ilk çözümüm bu oldu. Sonraki gün denize gitmemek ikinci aldığım karardı. Böyle böyle denize gitmeden bitiririm ben bu tatili planı yaparken üçüncü gün evde otururken bir anda üst vücudumun kırmızı kırmızı noktalandığını farkettik. Hemen apar topar denize gittik tabi iyi gelir diye. Pek iyi gelmedi, soluğu acilde aldık.

Nasıl olsa bu halimle köpekbalıkları beni çekici bulmaz mantığıyla bir kere daha gittim denize. Yine ayağımda terliklerim o sefer açıldık da biraz. Benim bir göz denizin dibinde ama. Bir Lapis gördüğümü sandım ama derindeydim bayağı. Dalıyorum dalıyorum ama bir türlü yetişemiyorum sonradan anladım ki o Crocslar beni suyun üstüne kaldırıyor. Son dalışımda tam Lapis’i tutacağım elime deniz kestanesi battı, bıraktım taşı hemen yüzeye çıktım. El havada kanıyor öyle kıyıya gitmeye çalışıyorum tabi çalıyor beynimde dın dın dın dın Jaws müziği yol da bitmiyor. Orada geçirdiğim zamanın ne kadar uzun geldiğini anlatamam. (Acil durum kontrol merkezi devrede tabi.) Bir yandan suya damlarsa şimdi bu kan diye düşünüyorum bir yandan denizin dibinde o 6 tür köpekbalığını arıyorum falan, tam kabustu.

Şimdi bunu niye anlattım, ah Truva Turizm, yapılır mıydı bana bu? Hiç oldu mu oraya köpekbalıklı film? Kendi korkularımla arkadaşlarım Serap ve Pınar’ı da huzursuz ettim.

Not: Lapis çocukken bulduğum ilk değerli taştı, Akçakoca’da denizde bulmuştum. Her ne kadar taş koleksiyonumda olsa da ben hep o sarı gözlü mavi taşı ararım her gittiğim denizde, çünkü o yaz benden gizlice alınmıştı.

Not 2: Kaşınmıyor dememe rağmen bana kortizon iğnesi yapan doktor, isilikmiş işte, sadece bebeklere olur bu diye boşuna eledin o şıkkı.

Not 3: Yazımı okuduktan sonra beni gözünde böyle canlandırıp çizen Sibelim; resme bayıldım ;)

3 thoughts on “Shark Night (2011)

  1. 1

    yazı güzel, çizimler güzel.

    bu arada ben de isilik oldum. arada soluyo arada çoğalıyor hava durumuna göre. :)

  2. Uykulu Kuytu

    Senin nickini yerim ;)

  3. […] ve Shark Night’la birlikte yüksek sesle sorgulamaya başladığım bir korkumu anlamamı sağladığını […]

Bir Cevap Yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.