The Big Year (2011)

Brad Harris: I just want to do something big.

David Frankel The Devil Wears Prada ve Marley & Me’nin yönetmeni. The Big Year’da akıllıca bir seçimle Jack Black’i oynatmış. Neden böyle söylediğimi açıklayacağım, önce konu.
Kuş gözlemcileri için anlam teşkil eden ‘Büyük Yıl’ bir yıl içinde en çok tür kuşu keşfetme ve yerlerini belirleme üzerine kurulu bir yarışmadır. Hayatını buna adamış bir grup insan maddi manevi her şeylerini bu yarışmayı kazanmak üzere ortaya koyarlar. Bir önceki ‘Büyük Yıl’ rekorunu 732 farklı kuşla elinde bulunduran Kenny Bostick (Owen Wilson) bu sebepten ötürü karısını kaybetmiş olsa da bir sonraki sefer kimse onu geçmesin diye tekrar yarışmaya girmekten çekinmeyecektir. En güçlü rakiplerinden Stu (Steve Martin), emekliliği gelmiş varlıklı bir iş adamı iken Brad Harris (Jack Black) kendi dünyasında, karısından boşanmış, ailesiyle yaşayan ve varklıklı olmayan bir tiptir. Bu üç adamın da ilgi alanı olan kuşlar onları bir araya getirecektir.
Bu yarışmalar gerçekten yapılıyormuş ve hatta yaygın olanı ‘Büyük Gün’ olarak bilinen ve 24 saat içinde en çok tür gözlemlenen yarışmaymış. Bu ‘Büyük Yıl’ filmde de üzerinde durulduğu gibi sağlam bir maddiyat gerektirmekteymiş. Bu yarışmaların sonunda elde edilen ise maddi bir ödülden ziyade sadece bir ünvan olacağı için çok büyük bir tutkuya sahip olmak gerekirmiş.
Beni etkileyen de burası oldu işte. Bu hobiye yönelen insanların onca kuşu bilmelerini, seslerini tanımalarını, taklit etmelerini geçiyorum, sonunda maddi bir ödül olmayan (!) yarışma için, belki bir yıl boyunca işlerinden evlerinden eşlerinden ayrı kalarak hayallerinin peşinden koşuyorlar. Bu arada kaybettikleri de cabası.
Güzel olan bu ortak zevke sahip insanların bir araya geldiklerinde birbirlerini çok rahatlıkla anlayabilmeleri. Güzel olan bu insanların gördükleri kuşları fotoğraflamak zorunda olmamalarının onları sahtekar yapmaması. Yani gördüm dediğiniz anda kabul ediliyor ve kimse de görmediği bir kuşu gördüğünü söylemiyor. Bu etik yönünün gelişmiş olması da beni ayrıca etkiledi.
Gelelim Jack Black’e. Ben çok severim o ayrı da son dönem içinde bulunduğu bir kaç proje dikkatimi çekmişti. İlki 1997-2000 arası televizyon dizisi olarak yayınlanan Tenacious D’nin sinema uyarlaması olan Tenacious D in The Pick of Destiny’di ki, aynı isimli rock grubuyla Jack Black ve Kyle Gass gerçek hayatta konserler veriyordu. Bu filmle bağlantılandıracağım ikinci filmi Be Kind Rewind’da ise bir videocuda çalışan arkadaşına (Mos Def) yardım edeyim derken bütün filmleri bozan Jack Black çözümü filmleri baştan çekmekte buluyordu. Ama saçma sapan olan ve ‘Sweded’ versiyon olarak adlandırılan bu filmler, unutulmuş video piyasasını canlandırıyor ve dükkanın önünde kuyruklar oluşmasına sebep oluyordu.
Şimdi bu filmi niye anlattım, o dönem tıpkı Tenacious D gibi gerçek hayata taşınan Sweded modası youtube’a da gelmişti. İnsanlar deli gibi film çekmeye başlamışlardı ben de izlerken çok eğleniyordum ve hep ‘zekice’ diyordum. Jack Black’in The Big Year gibi bir projede yer alması işte bu yüzden hoşuma gitti. Bir çok insana vakit kaybı olarak gelebilecek bir hobinin onun tarafından bunca sahiplenilmesi mutlaka izleyenleri etkileyecektir diye düşünüyorum.
Uykulu Kuytu Puani: 3Benim için hayalleri olan, onların peşinden koşan ve değişik ilgi alanları olan insanlar çok önemlidir o yüzden düz bir film gibi dursa da ben çok beğendim.
Not: Zevkler ve renkler tartışılmaz ama ilkel (!) kuş avcılığının yanında ‘kuş gözlemciliği’ ne kadar muhteşem kalıyor.

Bir Cevap Yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.