Room 205 (2007)

All the mirrors
have memories.


Room 205 Danimarka yapımı bir hayalet filmi. Ghost House Underground’un 2008 yılında çıkan 8 filmlik boxsetinde yer almış.

Uykulu Kuytu Puani: 3Kopenhag’a üniversitede İngilizce okumak üzere gelen Katrine bir yurda yerleşir. Yurtta kalan diğer öğrenciler tarafından başta sıcak karşılanır fakat bir tanesinin (Sanne) eski erkek arkadaşını baştan çıkardığı için durum değişir. Bu arada ona daha önce 205 numaralı odada kalan ve ölen bir kızdan bahsedilir ve bu hikayeyle korkutulmaya çalışılır. O odada şu anda Sanne kalmaktadır. Katrine’i korkutmak üzere 205 no’lu odanın banyosuna kilitlediklerinde panikle aynayı kırar. Aynanın içine hapsolmuş hayalet böylece serbest kalacak ve sadece yaşadıklarını Katrine’e göstermekle kalmayacak yurtta kalanları da sırayla öldürmeye başlayacaktır.

Hayalet hikayelerini oldum olası çok sevmişimdir. Ama bu hikayeyi remake’i yapılacak kadar orjinal bulmadım. Ölüm sahneleri de baştan sona klişeydi. Örnek vermem gerekirse, asansör bir katta kalır, çocuk yarı beden çıkar, asansör tekrar çalışır ve kafası ezilir. Ya da kızın elinde kırık ayna parçası vardır, mücadele esnasında gözüne girer gibi. Tek orjinallik hayaletin aynadan aynaya geçiş yapıyor olabilmesiydi, aynalar bir nevi portal gibiydi. Aslında bunun sebebi ölen kızın ayna karşısında kendi ölümüne kadar olan anı yaşaması ve aynaya hapsolması olarak açıklanıyor filmde. Portal olma işi daha önce de Mirrors’da kullanılmıştı.

Bir film geliyor aklıma, aslında çokça film geliyor özellikle hayalet kızın duruşu endamına bakınca Japon korku filmlerini (J-horror) anımsattı. Ama asıl üzerinde duracağım ayna olacak.

Bloody Mary efsanesi vardır hatta üzerine çokça film çekilmiştir. Banyoda aynanın karşısında bir kaç kere ismini tekrar edersen gelir diye devam eden eski bir hikaye. Çokça varyasyonu da olmuştur  Candyman gibi. Bu efsanelerde önemli olan banyodan ziyade aynanın karşısında ismi söylemek gerekliliğidir.

Peki neden ayna?

Çok eski zamanlara gitmek lazım insanın sudaki aksini gördüğünde verdiği tepkiye ya da volkanik bir taşta da kendini görebileceğini fark ettiği zamanlara. Sonrasında aynayı icat ettiğinde ve o zaman elektrik olmadığından mum ışığını yaklaştırdığında, ışığın hareketinden göz yanılmalarının oluşabileceği ve böylece kafasında kurduklarıyla birleştirip gizemli adledeceği anlara. Devamında ayna üzerine yüklenecek efsaneler de ortaya çıkarak özellikle ruhlarla ilişkilendirilerek farklı inanışlar ortaya çıkacaktır. Aynanın sadece insanın görüntüsünü değil, ifadesinden kaynaklı ruhunu da içinde barındırdığı inancı devamında ayna kırıldığında ruhun da zarar göreceğinden hareketle uğursuzluk getireceği inancını getirirken, hasta ve ölmek üzere olanların bulundukları odalardaki aynaların ruhlarını çekeceği gibi bir takım batıl inançlar oluşacaktır. Böylece aynanın bir portal işlevi görebileceği inancının da gelip hayalet hikayelerinde yerini alması kaçınılmaz olmuştur diye düşünüyorum.

Almanların 2011 remake’i Cuma günü gösterime girecek sanırım filmin odak noktası değişmeden belki daha yüksek bir bütçeyle çekilmiş halini görme şansımız olacak.

Bir Cevap Yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.