The Darkest Hour (2011)

They can see us but we can’t see them.

Uzaylı istilası filmlerinde uzaylıyı görmek istiyor muyum? Kendime soruyorum soruyu ve bir çok insanın aksine görmek istemediğime karar verdim. Sebeplerim var tabi, açıklayacağım. İlk sebebim hatırladığım ilk filmin böyle bir konuyu içermesi. O filmde uzaylılar sokak lambalarıydı ve önünden geçen insanlar yok olup sadece kıyafetleri kalıyordu. Film hakkında hiç bir bilgiye rastlamadım, hala araştırıyorum umarım bir gün bulacağım. Şimdi söylemek istediğim şu, bu film için bir çok insan düşük bütçeli, görmedikten sonra ne anlamı var uzaylının gibi yorumlar yapmış, ama bence ilginç olan da tam burası işte. Görünmeyen uzaylı. Tehlikenin büyüklüğünü sadece hayal edebiliyorsun.

Biraz konu:

Amerikalı internet dehası iki arkadaş Sean ve Ben Rusya’ya iş görüşmesine giderler. Burada proje fikirlerinin çalındığını öğrenirler ve bir club’a kafa dağıtmaya giderler. Orada rastladıkları iki Amerikalı hatun olan Natalie ve Anne ile sohbet ederken fikirlerini çalan  Skyler da aynı mekanda belirir. Kısa bir konuşmanın ardından elektrikler kesilir ve insanlar dışarı çıkar. Görünmeyen bir enerji insanları çekmekte ve tuzla buz etmektedir. Herkes bir tarafa kaçar, çoğu yakalanır ve ölür. Sean, Ben, Natalie, Anna ve Skyler bir depoda saklanmak suretiyle hayatta kalırlar. Bundan sonrası kendileri gibi hayatta kalanları bulmaları ve ülkelerine dönmeye çalışmaları üzerine olacaktır.

Yönetmen Chris Gorak’ın ikinci filmi, haliyle yazıp yönettiği ilk film olan Right at Your Door’a da değinmezsem olmaz. Bu düşük bütçeyle heyecan yaratma olayına o filmle girmiş.

Biraz konu:

Bizim görmediğimiz patlamalar sonucu Los Angeles karantina altına alınır ve Brad evine saklanır. Bizim görmediğimiz diyorum çünkü seyirci de Brad’le birlikte eve hapsolmuş durumda kalır. Dışarıda kalan herkes toksik dumandan etkilenmiştir ve evde kalanlar da evlerini plastiklerle izole etmişlerdir. Tabi böyle anlatıyorum da film boyunca görüp görebileceğimiz sadece Brad’in evi ve onun plastik bantlarıdır. Karısını bile içeri sokmaz ki orası çok düşündürücüydü yani sevgi bunun neresinde demek gibi. Sonuçta karısı da zehiri almıştır ve Brad bir seçim yapmak durumunda kalmıştır.

Bu iki üç kişilik film kapalı bir mekanda ve görünmeyen bir tehlikeye karşı ilerleyen konusuyla buram buram ucuza mal etme kokuyordu. Chris Gorak az parayla film yapmayı biliyor, o da bir başarı. Bu adama çok para versen de sonuç değişmez çünkü anladığım kadarıyla beyni bu eksende çalışıyor.

The Darkest Hour’a dönecek olursam, daha önce de benzer konulu filmler yapıldı ama büyük bütçeli. İlk aklıma gelen War of the Worlds ki onda görsel efektler müthişti. War of the Worlds’ün uzaylılarını çıkarın, ki göründükleri sahneler oldukça etkiliydi, yerine göremediğiniz uzaylıları koyduğunuzu düşünün ve bu filmi öyle izleyin.

Not: Amerikalıların Rusya’da uzaylılara rastlaması ilginç olmuş.

Not 2: Bir de uzaylıların aslında doğal kaynakları ele geçirmek için (!) dünyada bulunduklarının altı çiziliyor.

Bir Cevap Yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.