The Woman (2011)

We will train it, Brian.

Civilize it.

Free her from herself,

their basic instincts.

Yönetmen Lucky McKee’nin dördüncü filmi. Daha önce May, Red ve çok sevdiğim The Woods‘u yönetmişti. Aynı zamanda The Woman’ın senaryosunu da Jack Ketchum ile birlikte yazmış. May’in senaryosunu da kendisi yazmıştı.

Jack Ketchum’a dikkat çekmek istiyorum. Kendisi The Lost, The Girl Next Door, Red ve Offspring kitaplarının yazarı. Bunlar filme de alındı tabi. Aralarından Offspring’e değineceğim çünkü bu filmle bağlantılı.

Offspring’de bir kabilenin günümüze kadar hayatta kalan son üyelerinin insanları avlamasına şahit oluyoruz. Aslında avladıkları üreyemedikleri için bebekli aileler ve onların bebekleridir. Yamyam olan bu kabilenin hiyerarşik yapısı anaerkildir. Erkekleri üremek için kullanmaktadırlar. Onlara normal gelen bu av sahnelerinde bizim içimiz gider çünkü cannibalismin en uç hali ekrana yansıtılır.

Spoiler!!! Göster

Şimdi bu kadar ayrıntılı anlatmamın sebebi bu filmi bilmek The Woman’ı daha iyi anlamanızı sağlayacak. Film Offspring’in bittiği yerden başlıyor. Hayatta kalan kadın The Woman’ın konusunu oluşturuyor. Hem de iki filmde de woman’ı Pollyanna McIntosh canlandırıyor.

The Woman’da bir kabileden hayatta kalan son kadının medeni (?) insanların eline geçişi ve medenileştirilmeye çalışılmasına şahit oluyoruz.  Chris hukuk firması sahibi 3 çocuklu bir aile babasıdır. Bir gün ormanda yerli bir kadınla karşılaşır ve onu yakalayarak evinin mahzenine hapseder. Bir anlık dalgınlığı sonucu parmağını ısırmak suretiyle koparan kadından intikamını almakta gecikmez. Bu arada ailesini de olaya dahil etmekten çekinmez ve birlikte kadını medenileştirmeye başlarlar; karşılarındakinin bir insan olduğunu unutarak.

Filmin başından itibaren ailenin fertlerindeki asosyallik ve korku bize hissettirilendir. Ve seyirci olarak yerli kadının yanında yer almamız sağlanır. Yalnız ilk filmin devam filmi olduğunu bilerek izlersek yapılanların haklı olabileceğini düşünebiliriz. Şiddete şiddetle karşılık vermek gibi değil bu sadece seyirci olarak neyin içinde olduğumuzu anlamak. Ve unutmadan, izlediğimiz bir psikolojik korku filmi.

Öyle bir nokta var ki, vahşi olsun medeni olsun insan en ilkel formu neyse ona kolaylıkla dönebiliyor, kertenkele beyin devreye girebiliyor; özellikle canı acıtıldığı zaman. The Woman’da beni etkileyen dil bilmeyen yerli kadının vücut organlarını deşerek kendini ifade etmesi. Yani yüzün yok senin demek istediği zaman yüzü, kalpsizsin demek istediği zaman ise kalbi eliyle sökebiliyor bu kadın.

Not: Filmde oyuncular oldukça iyiydi sadece bir tanesi beni çok rahatsız etti. Öğretmen. O tip o tarz filmin seviyesini düşürüyor gibiydi.

Not 2:The Woman da Offspring gibi kitap olarak basılmış.

Bir Cevap Yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.