Miss Bala (2011)

 My dream is to represent the beautiful woman of my state.

O Mexico neymiş öyle, gerçekten diken üstünde izledim Miss Bala’yı.

Laura Bala’da yapılan yerel bir güzellik yarışmasına girerek yaşadığı şartları değiştirmenin hayalini kurmaktadır. Babası ve erkek kardeşiyle kıt kanaat geçinmektedirler. Bir gün yolu mafyayla kesişecek ve herşey değişecektir.

Sorun şu ki Laura kendisine ne yapılırsa yapılsın sesini çıkaramıyor. Bu bir süre sonra benim de kendimi öyle hissetmeme sebep oldu seyirci olarak. Bir kaç kere yüksek sesle ben olsam şunu yapardım ama Laura hayatta dedim. İşin ilginç yanı o pasif karakteri filmin başında benimsedim. Yani karakteri bu kadar iyi özümsetmek de bir başarı olsa gerek. Laura’nın limitleri hep belli. Bu da filmi yaşamanıza sebep oluyor. Güzel bir özdeşleşme örneği yalnız feminizm’e ters düşüyor.

Bir şey daha var, bir çok karanlık ülkede olacağı üzere arka plan bağlantıları çok güzel verilmiş. Oralarda durum bu kadar vahim olabilir mi acaba diye de düşündüm ve evet  olabiliyormuş. Bütün o güzellik bütün o heyecan, bütün o hayallerin yıkılışına 113 dakikkada sahip oluyorsunuz. Evet yanlış söylemedim, bütün o karamsarlık üzerinize geçiyor.

A Better Life aynı coğrafyanın insanlarına farklı bir bakış sunuyordu, Miss Bala ise organize suç dünyasının o sürekli gözü arkada sürekli ne olacak dedirten rahatsız atmosferini yaşatıyor bize.

Bir Cevap Yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.