Mirror Mirror (2012)

Tarsem Singh’i The Cell, The Fall ve Immortals’la biliyoruz. The Fall’a hasta olmuştum. Değişik dünyaları seven Hintli bir yönetmen kendisi. Mirror Mirror’da da masal dünyasına inmiş, inmiş diyorum çünkü masala girmek değil bu filmde yapılmaya çalışılan, masalı günümüze çekmek belki. Espiriler, göndermeler, replikler ve hatta toplumsal meselelerin verilişi hatta hatta cücelerin isimleri bile masal havasından çıkarıyor hikayeyi. Cüceler bunda biraz haydutluğa soyunuyor, Pamuk Prenses de başlarında Robin Hood sanki. Söylemezsem çatlayacağım, o ne çirkin Pamuk Prenses’ti, yani kara kaş kara göz yapacağız derken maymuna benzemiş, bütün film sırıttı durdu. Hayır üvey anne bile tipe bağlı kalmazken o bile değiştirilirken Pamuk Prensesi bir kalıpta tutmak niye?

Julia Roberts üvey anne rolündeydi, çok da başarılıydı. Pek antipatik de olamamış rol ona kalınca, sanki şeytan tüyü var kadında. Öyle kızamıyorsun, kin duyamıyorsun, nefret edemiyorsun. Hayır ben bu filmlerde hep cadı tarafıyla özdeşleşirim o ayrı da Julia gerçekten sempatik yapmış üvey anne karakterini, güldürdü çok seyirciyi. Film biraz komedi filmi tadında olmuş bir de sondaki sahneye değinmek istiyorum. Son sahne Pamuk Prenses geliyor böyle mavili ve cart turunculu bir kıyafet giymiş o kara kaşa kara saça, ben daha ne kadar çirkinleştirilebilirdi, bundan uyumsuz bir şey olabilir miydi amuda kalksam baksam acaba gözüme hoş görünürmü diye binbir şey düşünmeye başlamışken Pamuk bir anda şarkı söyleyip dans etmeye başladı. Kendimi bir anda Hillside’da hissettim, aynı hareketleri yapasım falan geldi. Peh diyerek çıktım filmden, ki ben masal filmi hastasıyımdır.

Beğendiğim sahne olmadı mı? Evet oldu, kukla oynatma ve efektlerin olduğu sahneye bayıldım, gözlerim açıldi.

Bir Cevap Yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.