The Hunger Games (2012)

“You don’t forget the face of the person who was your last hope.”


Panem başkent Capitol’u çevreleyen 12 mıntıkadan oluşan ve eskiden Kuzey Amerika olarak bilinen bir ülkedir. Zamanında karanlık günler görmüş bu ülke çıkan isyanları bastırmak üzere bir takım kararlar almıştır. Önceden mıntıka sayısı 13 iken, 13. Mıntıkayı yok ederek düzeni yeniden sağlamışlardır. O günler unutulmasın diye de her yıl Açlık Oyunları adı altında bir hatırlatma oyunu oynanmaktadır. Buna göre her mıntıka bir kız bir erkek olmak üzere ikişer tane haraç vererek toplamda 24 haraçla hayatta kalma mücadelesi vermektedir. Açlık Oyunlarının galibi bir ömürlük zenginlik kazanırken, mıntıkası ise armağan yağmuruna tutulmaktaydı. Bu oyunları herkes izlemek zorundaydı. Bir de bazı kurallar vardı; 12 yaşına gelen her kız ve erkeğin ismi çekiliş listesine alınıyordu. 13 yaşına gelince ismi iki kere yazılıyordu bu böyle katlayarak devam ediyordu. Taa ki 18 yaşına gelene kadar. Bu arada şayet ailesine de yiyecek içecek sağlamak istiyorsa ismi ekstra her yıl için yazılıyordu, aile bireyi sayısı  kadar. Örnek vericek olursam, 12 yaşında kendi dahil 3 kişilik bir aileye sahip olan birinin ismi 4 kere yazılıyordu. Birincisi mecburi, ikincisi kendi yiyeceği için, üçüncüsü annesi, dördüncüsü kardeşi için. Bu böyle katlayarak devam ediyordu.

Panem mıntıkaları arası sınırlar vardı ve mıntıkaların kaynaşması böylece önlenmiş oluyordu. Capitol’ün her türlü kaynağını bu mıntıkalar sağlıyordu böylelikle 12 mıntıka açlık ve sefalet içinde yaşarken Capitol zevk ve sefa sürebiliyordu.

12. Mıntıka Katniss Everdeen’in mıntıkasıydı ve bunlar madencilikle geçimlerini sürdürmekteydiler. 74üncüsü düzenlenen Açlık Oyunlarında bundan önce sadece bir kere hayatta kalan çıkarmayı başarmışlardı. O kişi de sarhoşluğuyla ünlü Haymitch Abernathy’dir ve Açlık Oyunlarında 12. Mıntıkaya rehberlik etmek onun göreviydi.

Anlaşıldığı üzere Açlık Oyunlarına Katniss Everdeen seçilir aslında kardeşi Primrose yerine gönüllü olmuştur. Çünkü Prim oldukça küçüktür, daha 12 yaşındadır ve ismi sadece bir kere yazılmıştır.

Ben hem kitabını okuyup hem de filmini izledim. Bir de güzel bir şey yapmışlar, film kitapları çıkarmışlar, 3 tane. Açlık Oyunları Dünyası, Açlık Oyunları Resmi Film Kitabı, Açlık Oyunları: Haraçları Tanıyalım.

Şimdi dünden beri düşünüyorum, insanların ön yargılarına bakıyorum çocuk filmi bu diye konuşmalara denk geliyorum. Hayır efendim, çocukların oynuyor olması bunu çocuk filmi yapmıyor. Bir de karakterler gerçekten iyi işlenmiş bir de iyi seçilince oturmuş. Belki kitabından etkilendiğim için ben oldukça beğendim filmi. Çünkü son bir haftadır hem kitabını okumaya hem de uyurken audio bookuyla uyumaya çok alıştım. Bir de o güzelim renkli resimli kitapları elime geçince ben bu Hunger Games’le bir dünya oldum. Söyleyeceklerim var, filme dair biraz da kitaba.

Şimdi, okuyanlar büyük keyif alacaktır çünkü her ayrıntı açıklanmıyor neyin neden olduğu filmde, bilmek hazzı arttırıyor. En azından ben ara ara şimdi bu okumayanlar burayı anlamadı diye düşündüm bir çok yerde. Diğer yandan kitaptaki karakterin oturmuşluğu ve filmdeki beni şöyle bir düşündürdü. Karakteriyle var oluyor çünkü Katniss. Ben de ona bakma ihtiyacı hissettim. Bir kere duygularıyla hareket eden birisi ve kendi. İşte tam buraya baktım ve bildiğim her şeyi düşündüm. Bir kitapta okumuştum ismi neydi neydi…………………hah Bu Kitabı Çalın. Onda bir hikayede vardı yaratılmış bir karakter yazar yerine hikayeyi yazıyordu, ve düşündürüyordu çokça. Aynı şeyleri bilmek insanları aynı yapmaz, duruşlarıdır onları onlar yapan gibi bir şeylerden bahsediyordu. Peki o duruş nasıl oluyor? Nasıl oluyor biliyor musunuz, diğerlerine benzemeyerek, kötü örneklere bakıp onlar gibi olmamaya karar vererek oluyor. Ne kadar çok kötü örnek o kadar doğru duruş. Bu kadar basit işte.

Kim ne derse desin Katniss güzel çizilmiş bir karakter, o kadar ki o kitaptaki yazarın yerine konuşan kahraman gibi kendi kendini seslendirebiliyor.

Not: Filmde bazı sahneler altyapısı olmayanlar için anlaşılmayı zorlaştırıyordu, mesela 12. Mıntıkada 3 parmağı ağza götürdükten sonra havaya kaldırmak ölüye saygı demekti ya da Peeta Mellark’ın vakti zamanında yere ekmek atması sadece atmak değil o ekmekleri Katniss’e atabilmek için yakması demekti gibi.

Bir de birşey daha, Suzanne Collins’in bu dünyayı yaratırkenki ilhamı önemli. Bir akşam televizyon izlerken bir kanalda Irak Savaşı görüntülerini görüyor, bir diğer kanalda da Survivor benzeri bir program ve orada düşünmeye başlıyor. Böyle bir oyun olsa bunu kim izlerdi diye ve dünyayı yaratıyor.

İyi Seyirler..

One thought on “The Hunger Games (2012)

  1. sinucita

    “Ne kadar çok kötü örnek o kadar doğru duruş. Bu kadar basit işte.”
    Yıllar önce sosyoloji okuyan bir arkadaşıma – Ailem beni anlamıyor, ben de anlaşamıyorum, var mı bi önerin? diye sormuştum. Cevabı;
    – Önce herkesle ama herkesle arkadaş ol, her tür insanı tanı, sevebildiklerini seç, onlarda sana bir güzel kazık atsınlar… o zaman ailenin değerini anlarsın demişti :)))

Bir Cevap Yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.