The Grey (2012)

Ottway: There’s not a second goes by when I’m not thinking of you.


Kuzeyde bir yerlerde bir petrol firmasında çalışan pek de düzgün tipler olmadıkları söylenen bir grup işçi bir uçak kazası sonucu yine kuzeyde karlı bir yere düşerler ve orada hayatta kalmaya çalışırlar. Kurtlarla birlikte. Pek de düzgün tipler olmadıkları filmin başında Liam Neeson tarafından dünyanın bir ucunda çalışan bu insanların normal yerlerde iş bulamamaları ile açıklanır. Liam da karısını kaybetmiş ve o andan itibaren hayata küserek kaybedecek bir şeyi kalmadığı için bu uzak noktaya gelerek vakit geçirmiştir.
Kurtlar..
Sosyal yaratıklar bunlar ve lideri de Alfa olarak geçiyor. Filmin içinde bir yerlerde intikam duygusu olan hayvanlar diye bahsediliyor. Sanki sadece bunlardaymış gibi bu duygu söylüyordu ama ayıdan yılana, kargadan akrebe kadar bir çok hayvanda görüldüğü iddia edilir bu intikam duygusunun. Bir de neyin intikamı o çok net değil. Net olan sürüden ayrılanı kurt kapar mantığının işler olması film boyunca.
Anthony Hopkins’in The Edge’de ayıyla mücadelesi ya da 1993 yapımı Alive’daki hayatta kalma mücadelesinin bir sentezi gibi olmuş film ama onların tadını vermemiş. Alive’daki ‘ölürsem beni yiyebilirsiniz’ kadar etkileyici bir cümle olmadığı gibi, Hopkins’in ayıyı alt edişi kadar etkileyici bir sahne de yoktu filmde. Bu arada Alive’dan da bahsediliyor filmin bir yerinde.

Once more into the fray.

Into the last good fight I’ll ever know.

Live and die on this day.

Live and die on this day.

Frozen Planet belgeselini şiddetle tavsiye ederim, onun bir bölümünde kurtların nasıl avlandığı gösteriliyor ve sürüden ayrılanı kurt kapar sözünü daha iyi anlıyorsunuz. Amaçları birilerini sürüden koparıp avlamak sadece.

Not: Film 3 hafta sonra gösterime girecek, vahşi doğada hayatta kalma konusunu sevenler için güzel bir seçim olabilir.

Bir Cevap Yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.