The Silent House (2010)

Silence was never written down. ~Italian Proverb

Nestor bir orman evini satmayı düşünmektedir. Tamir etmek üzere Wilson’ı tutar. Wilson kızı Laura’yı da yanında getirir, ve elektrik olmayan bu evde geceyi lamba ışığında geçirmeye başlarlar. Wilson koltukta uyuya kalır, Laura’yı uyku tutmaz, o da gaipten sesler duymaya başlar. Film hareketlenir.

Böyle anlatınca güzel oldu da konudan ziyade başka bir şeye takıldım film boyunca. Kesintisiz çekim tekniği kullanılmıs filmde, o kadar ki şimdi nereye saklanacak kamera acaba, kızın önüne geçmese bari, kız ondan mı duraksadı diye film boyunca kamerayı takip ettim. Benim öyle bir film projem var, oyuncudan bağımsız hareket eden bir kamera, yani kameranın da kendi kişiliği var, birisi olduğunu anlıyorsunuz izlerken, filmin bir konusu olacak bir de kamera arada ‘hick’ falan yapacak oyuncu kameraya tuaf bakacak ama rolüne devam edecek kamera korkacak zıplayacak falan. Dali‘min de hayali var ya hani bir el arabası içinde kuğu olacak, kuğunun içinde de dinamit, bir kadın o arabayı yürütecek sonra kuğu patlayacak sonra aslında o kuğu kadının duygularını temsil ediyormuş diye, hah iste o nasıl hep onu düşünüp çekemediyse benimki de o durum. Anca hayal ediyorum.

Bu tek çekim daha önce çokça kullanıldı filmlerde, yeni bir şey değil yani; Hitchcock‘un Rope‘uyla başlayan tek çekimler Sokurov‘un Russian Ark‘ıyla zirve yapmıştır. Ama asıl başka bir şey var filmde, biraz Haute Tension‘ı hatırlattı bana. Ben bu türe reverse-ending diyorum hani sonda özdeşlestiğiniz kişi aslında başka bir şey çıkıyor falan hikayesi, Haute Tension’da çok başarılıydı bu durum da bunda biraz yavan kalmis. Bunu da çekim tekniğine daha çok önem verilmesine bagladım, konunun üstüne çıkmıs yani.

Film Uruguay yapımı. Dili İspanyolca olan ve son dönem dikkat çeken korku filmleri arasına girmeyi başarmış gibi duruyor ama bütçe çok düsük, film çok karanlık, seyirciyi ne kadar memnun edecek o belirsiz. Re-make’i de yapılmış aslında bu filmin, bir de söylemeyi unuttuğum bir şey daha var, 1940’lı yıllarda bu filmin konusu gerçekten yaşanmış Uruguay’da ve ona istinaden çekilmiş. Tabi 1940 değil de günümüze uyarlanırken bir takım mantık hatalari oluşmuş, o kadar da olsun.

Not: Bu arada bu film 9 Mart’ta gösterime girecek.

Bir Cevap Yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.