Underworld Quadrilogy

Underworld: Awakening Cuma günü vizyona giriyor. Mutlaka ilk üç bölümünü izlemeden gidenler olacaktır. Ben çok rastlıyorum sinemada öyle onda bunda şundadır yapıp film seçen tiplere, öyle gözlerimi kocaman açıp bakarak şaşırıyorum. Bir de yanımda biri varsa hemen uzaklaştırıyor beni mekandan susayım diye. Neyse diyeceğim o ki biraz diğer bölümler hakkında bilgi sahibi olmak gerekir serinin bu 4. filmini izlemeden önce. O yüzden ben üşenmeyeceğim ve anlatacağım. İlk üç film full spoiler olacak, 4. film ise yüzeysel kalacak.

Underworld (2003)

Viktor: The sons of the Corvinus clan.
One bitten by bat, one by wolf,
one to walk the lonely road of mortality as a human.


Selene ailesi lycanlar tarafından 1600’lü yıllarda öldürülmüş bu yüzden de lycanlardan intikamını almak isteyen bir vampirdir. Bir gün Michael’la karşılaşır, bu Michael lycanlar tarafından takip edilmektedir. Aslında saf kan bir aile olan Corvinus soyundan gelen Michael şayet dönüştürülebilirse half vampire half wolf olarak iki türün de en güçlüsü melez ırk olarak tasarlanmaktadır. Tabi lejyonlar arası bazı kurallar mevcuttur öyle her isteyen her şeyi yapamamaktadır, devreye yaşlı vampir Viktor’un uyandırılıp girmesiyle arkadan iş çeviren Kraven’ın foyası ortaya çıkar. Kraven vampir olmasına rağmen başa geçme sevdası yüzünden kurtlarların lideri olan ve öldüğü düşünülen Lucian ile ortaklaşa bu plana iştirak etmektedir. Bu arada Selene Michael’ı korurken korurken ona aşık olmuştur. Sanırım Michael de ona. Bu arada ailesini de lycnaların değil de kendi türünden yüce Viktor’un öldürdüğünü öğrenip Viktor’un kafasını uçurmuştur. Çok eskiden Viktor’un kızı Sonja ile ilişki yaşayan fakat babası tarafından ölüme terkedilen Lucian Michael’a yardım eder çünkü o da bir zamanlar karşı ırktan bir kıza aşık olmuştur. Bir sonraki bölümde artık Selene ve Michael’in peşine düşüleceği bilinciyle film biter.

Underworld: Evolution (2006)

Selene: What will I become?
Alexander Corvinus: The future.


8 yüzyıl önce vampirler ve kurtadamlar arasından kan davası başlamıştır. Anlatılana gore Alexander Corvinus’un bir oğlu Markus yarasa tarafından ısırılarak vampir’e, bir diğer oğlu William da kurt tarafından ısırılarak lycan’a dönüşmüştür. Markus vampirlerin lideri, William ise kurtların en güçlüsü olmuştur. Çıkan bir çatışmada yakalanan William, Markus’un bilmediği bir yerde sonsuza dek hapsedilmiştir. Bu arada şimdiki zamanda da Selene ve melez ırk Michael’ın peşine düşülmüştür. Onlar da aralarında aşk yaşamaya devam etmektedirler. Bu arada Selene’nin ailesinin de neden öldürüldüğü aydınlanır. Selene’nin babası lycan William’ın hapishanesini inşa etmiştir ve bu bilgi Selene’nin kanında gizlidir. Evet Underworld dünyasında kan emerken anılar da transfer olabiliyor. Böylece William’ı serbest bırakmak güçlü Marcus’un hedefidir. Ve büyük karşılaşma gelir çatar, Selene Marcus’u, Michael da William’ı öldürür. Bu arada Selene Alexander Cornivus’un kanını emerek ‘future’ haline gelir. Yani bana ne olacak diye sorduğunda Cornivus’a ona öyle diyordu. Selene’nin artık güneş ışığından korkmasına gerek yoktur, bu bölüm de böylece biter.

Underworld: Rise of the Lycans (2009)

Viktor: I gave you your life.
Lucian: You gave me chains.
Viktor: I thought you would have learned by now after all these years;
you cannot have one without the other.


Üçüncü film Selene’siz. Birinci filmde kısaca özetlenen bir hikaye üzerinde duruyor. Çok eski bir zamanda, Viktor’un kızı Sonja ile aşk yaşayan Lucian ve onun tüm lycanları birleştirmesi. O zamanda vampir lejyonu yine güçlüdür ve lycanları köle olarak kullanmaktadır. Güçlü Lucian ile Sonja arasında küçük yaşlarda başlayan hoşlanma büyüyünce sevgililiğe dönüşür. Ve Sonja hamile kalır. Dünyaya getireceği bebek hem çok güçlü olacaktır hem de ırkların birleşimi. Bu düşünce baba Viktor’u korkutur ve Lucien’in gözleri önünde kendi öz kızını güneş ışığına maruz bırakmak suretiyle öldürür. Lucien kurtulur ve Viktor’la karşılaşır. Onu öldürdüğünü düşünüp yoluna devam eder. Aslında Viktor ölmememiştir, bir tabutla bir yerden bir yere yolculuk etmektedir. Filmin sonunda Selene gözükür, Victor’un onu hayatta bırakma sebebinin kızı Sonja’ya benzemesi olduğu hatırlatılır.

Underworld: Awakening (2012)

Selene: My heart’s not cold, it’s broken.

Vampirlerin ve lycanların varlığını öğrenen insan ırkı onlara karşı bir savaş başlatmıştır. İnsan ırkının açtığı bu savaşta Selene başı çekmektedir. Yaklaşık 20 sene dondurularak bekletilen Selene gözlerini açtığında bir kız çocuğu görür. Bu çocuk da Michael gibi hybriddir. Peki ama Michael nerededir?

İlk üç filmdeki vampirlerin saltanatını bu filmde göremiyoruz. Daha saklamak zorunda kalmışlar şaaşalarını insandan kaçarken. Ve çok da acımasız olmuşlar insanoğluna karşı. Üçüncü filmde nasıl kurtlarla özdeşleşip kazanmalarını istediysem bu filmde de insan ırkından olmama rağmen vampirler kazansın istedim. Bence Underworld’lerin başarısı budur. İçine çekiyor film sizi ve acayip bir özdeşleşme yaşatıyor.

Mutlaka devamı çekilecektir, 3 senede bir çekiliyor çünkü Underworld. Bazı farklılıkları var diğer filmlerden. Mesela vampir gibi kurta dönüşme de bir ısırıkla olabiliyor. Vampirlerin asaleti kurtlara karşı sürdürdükleri üstünlük mücadelesi hiç değişmiyor. Bu tür yaratık filmlerinden vampir filmlerinin 1. sırada olması gibi filmin içinde de vampirler üstün gösteriliyor. Bir de Selene durumu bana mitolojideki Ay Tanrıçası Selene’yi hatırlattı özellikle de bu bölümdeki haliyle. Selene Endymion diye bir çobanı görür, aşık olur. Endymion’u bir mağaraya kapatır ve her gece o uyurken onunla birlikte olur. Burada ayrıntı şu Endymion ne yaşadığını hiç bilmez öyle rüyada gibi. Tabi bu arada uzaktan sevmek zorunda kalan Selene’nin bir ölümlüyle birlikte olması ne kadar doğrudur? Bazı geceler sevgilisinin yanında daha çok kalan Selene bazı geceler de hiç gözükmezmiş ayın haline göre. Efsane bu ya öyle uzaktan. öyle olmaması gereken, öyle rüyada gibi. Bana Underworld’deki Selene ve Michael aşkını hatırlattı çokça. Bir de gece çıkar ya bu vampirler, her ne kadar kurtla daha ilintili olduğunu düşünsem de Selene isminin, vampire de yakışmış.

Sonuçta masal gibi bir hikayesi var Underworld’ün. Sürekli bir yerlerden başka ayrıntılar çıkabilen, sürekli değişen dünyaya ayak uydurmak zorunda olan bir hikaye. Bu arada mantık hataları yapması çok normal, bu yüzden sevmeyecek miyim, tabi ki hayır. Herkesin takılabileceği büyük bir hatayı örneklemem gerekirse, hiç üşenmedim kestim görüntüleri, 1. bölümde anlatılan hikaydeki Sonja ile 3. bölümdeki Sonja çok farklıydı ama öyle olması gerekiyordu. Çünkü 3. bölümde Selene oynamayacaktı ve Sonja’nın Selene’ye benzemesi gerekmekteydi. Bu yüzden Victor Selene’yi kurtarmıştı hatırlayalım. Aşağıdaki  resimlerde gözüktüğü üzere. Hata aranırsa elbet bulunur ama buna çok da gerek yok.

Not: Bir de benim en sevdiğim, bu ısırmalarda anılar transfer oluyor. Yani öyle kuru kuru kan içilmiyor sadece, anısız bir hiç olduğumuzu düşününce Underworld dünyasında vampirlere bahşedilmiş en güzel özellik de buydu.
Not 2: İyi seyirler.

Bir Cevap Yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.