The Iron Lady (2011)

Margaret Thatcher: Watch your thoughts for they become words. Watch your words for they become actions. Watch your actions for they become…habits. Watch your habits, for they become your character. And watch your character, for it becomes your destiny! What we think we become. My father always said that… and I think I am fine.

Evet, poll sonuçlarına göre The Iron Lady’e gittim dün gece. İyi de yaptım o yüzden katılan herkese teşekkür ederim. Bir de interaktif olmasını istedim uykulukuytunun. Yani ben yazıyorum ama öyle suya bırakılan bir yaprak gibi nereye gidiyor bilmiyorum hiç. Karşılıklı olmasını istedim. Şu dönem en çok kaçtığım yer uykulukuytu ve öyle uzaktan yalnız olmadığımı bilmek güzel.
The Iron Lady..
Bir kere baştan şunu söyleyeyim Margaret Thatcher hakkında çok bir bilgiye sahip değilseniz film havada kalacaktır. Yani Meryl Streep’in oyunculuğu aşmış, alıp götürüyor insanı o ayrı da ayrıntı çoktu filmde. O dönemin şahitleri ne demek istediğimi daha iyi anlayacaktır. İmalar çoktu filmde ama ayrıntılı açıklanmıyor hiçbiri bilmezsen ne anlama geldiğini havada kalıyor ama bilirsen işte, bu film tepelerde bir yere oturuyor gözünde.
Iron Lady..
Film Margaret Thatcher’in bir marketten süt almasıyla başlıyor. Direk onunla başlıyor bir dönem ona okullarda süt dağıtımını yasakladığı için takılan lakap ‘süt hırsızı’nı hatırlatırcasına. Ve onun halisünasyonlarına tanık oluyoruz devamında, ölmüş kocasıyla yaşadıklarına ve odak noktasına Falkland Savaşı‘nı alan kriz dönemi anılarına. Bu arada politikaya girişi, yükselişi, evliliği, çocukları, ilişkileri de ekrana hızlıca yansıtılıyor. Ve kararları..
Diğer yandan neden Demir Lady lakabını aldığından ziyade nasıl Demir Lady olduğu verilmiş filmde. Bu ne demek şimdi, karşısına çıkan güçlüklerle nasıl başettiği ve o sert bilinen mizacının oluşumu ayrıntılandırılmış haklı çıkarırcasına lakabını. Öyle değişim dönüşüm süreci.
Ve Meryl Streep, her sene derim karşında kimse duramaz ama bu rolle gerçekten kimse duramaz. Bir de Amerikalıların İngiliz hayranlığı düşünülünce sana 3. Oscar’ı vermemek demek Margeret Thatcher’i onure etmemek demek o yüzden alacaksın diye düşünüyorum.

Not: Ben de değiştim, ben de dönüştüm, hiç bilmediğim birşeye. Hayatım boyunca bildiğim bütün doğrular değişti. Bütün iyilikler kayboldu. Margaret Thatcher kadar güçlü de değilim ki, ruhum yaralandı bu yüzden. Gerçi ona da farklı olmuyor da 80’inden sonra. Ben bu 36. doğum günümde gözlerim yaşlı 100 yaşıma girdiğimi hissettim. Ve bütün inançlarımı da orada kaybettim. Hani öyle hiçbir suç cezasız kalmaz falan hikaye hepsi, ve anladım, birileri Tanrı’nın olmadığını biliyor, öbür dünyanın da olmadığını biliyor ondan bunca rahatlık. Ve sonra ben de kırdım ve geçirdim, bazen hiç hak etmeyen insanları. Üzgünüm, ama benim de kalbim gerçekten demirle kaplandı galiba. Ve bana da bu öğretildi. Ben hayatım boyunca yaşadıklarımın hiçbirini hak etmedim ki. Ama acımadım da hiç kendime, insanların acımasına da izin vermedim bu yüzden. Ben ruhum öldü derken yalan söylemedim ki, gerçekten öldü. Şimdiki bencilliklerim işte bu yüzden, herkesten kaçmam işte bu yüzden, yalnız kalmam işte bu yüzden. Kimse kırılmasın artık diye. Herkes uzak dursun benden. Çünkü ben gerçekten iyi değilim.

Bir Cevap Yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.