50/50 (2011)

20’li yaşlardasınız ve kansersiniz kurtulmanız için doktorlar %50’lik bir şans veriyor. Ne yapardınız? Benim her konuda olduğu gibi bu konuda da fikrim var çünkü çok yakınımda yaşadım ama benim yöntemlerimle iyileşmedi. Tabi ki anlatacağım ama önce film.

Adam kanser olduğunu öğrendiğinde inanamaz herkese olacağı gibi, ve kendince savaşmaya başlar. Bu arada sevgilisi de yanında kalarak ona destek olmaya çalışır ama belki de o durumda onu bırakırsa vicdanı rahat etmeyeceği içindir yaptıkları.

Kyle Adam’ın en yakın arkadaşıdır ve o bu durumu kızlara ajitasyon yapmak üzere kullanmaya başlar. Adam da ona ayak uydurur.

Katherine Adam’ın yeni mezun psikoloğudur ve o da bu durumla nasıl başa çıkabileceğini bilmemektedir. Adam’ı iyi yapabilecekmidir?

Diane ve Richard Adam’ın annesi ve babasıdır. Baba Alzheimer’dır ve Adam’ı pek hatırlamamaktadır. Anne ise her annede olduğu gibi hep birşeyleri suçlamaktadır.

Ve Adam, o hayata karşı hep temkinli hatta tehlikeli diye araba bile kullanmayan bir tiptir. Kanseri ilerledikçe hayata karşı daha cesur olmayı da öğrenir. Kaybedecek neyi vardır ki..

Tipler müthiş, yani gerçeğe çok yakın olmuş. Öyle rol yapmadan gerçek hayatta neyse o. Sıradanlığı bozmadan herkesin kendine has başetme yolu olduğu güzel verilmiş. Sonuçta karşı karşıya olduğumuz ölümcül bir hastalık. Ama sadece bir kişi için olduğundan bu kadar kısıtlı insan çerçevesinde şekillenmiş. E öyle değil mi zaten, hele de hasta olduk mu kaç kişi kalır ki çevremizde? Hastalığa bile gerek yok ya, normalde korkak değil midir insanoğlu kendinde olmayana karşı?

Hastalıkları kendimizin yarattığını düşünüyorum ben. Bunu tabi ki kendi kendime düşünüp bulmadım, uzun yıllar meditasyon ve anlama yolculuklarında herkesin bulacağı gibi buldum. Kadim değildir yani bu bilgiler, biraz araştırılırsa ulaşılabilir. Her hastalığın bir sebebi olduğu gibi kanserin de bir sebebi olduğunu biliyorum. Neden yarattığımızla ilgili. Güçlü bir affedememe duygusu yatıyor altında. Bu kendini affedememe de olabilir bir başkasını affedememe de. Sonuçta o duyguyla yüzleşmeden insan bu hastalıktan iyileşemez. Ama bunu söyleyince kimse inanmaz çünkü hastalıklar öyle gökten zembille piyango usülü bize gelire inanmak daha kolaydır.

Evet ben buna inanıyorum. Ve bir gün herkesin bu anlayışa geçeceğini umuyorum.

Bir Cevap Yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.