The Twilight Saga: Breaking Dawn (2011)

Öyle kıvılcım falan çıkacak sanıyoruz herhalde gerçek aşkı bulduğumuz zaman ya da dünya yerinden oynayacak. İşte maalesef bu filmde sağlanmıyor, bu filmi kötü mü yapar peki? Aksine, gerçeğe uygun yapar. Çünkü gerçek hayatta da öyle yeri yerinden oynatacak duygular yok. Filmin sönük kalmasını buna bağlıyorum.
Bir de çok uzun zaman beklendi bu birliktelik için doğru, hayali kendinden güzel olmuş bir noktadan sonra bu da doğru, yine de çok şaaşaya gerek olmadığını düşünüyorum.
Bella canım heyecanlanıyor çokça, o da güzel, Edward gibi çok ilişki yaşamış birinden heyecan beklenemezdi zaten. Edward daha masum olsa nasıl olurdu peki? O zaman da bütün büyüsü giderdi herşeyin. Yaratılmış karakterler değişemez çünkü.
Bir de, şu Bella ne şanslı diyeceğim, ne kadar çok seviliyor, onun kadar ruhsuz bir tip olup bu kadar sevilmek kolay olmasa gerek. Kimse de laf etmiyor ona benden başka ruhsuz diye o da ayrı. Bir de biri elinde biri cebinde olayı var ki hiç değinmeyeceğim oraya.
Sonuç olarak beğenilmese de bu serinin devam filmleri, gene de bir izleyici kitlesi mevcut. İlk filmin başarısını yakalayamıyor olmaları bu gerçeği değiştirmiyor. İzleniyor mu, evet ve izlenecek de. Merak var mı, sanırım bende var çünkü ben böyle imkansız öykülerin müdavimiyim.
Ve aşk,
Bella titriyorsa öyle heyecanlanıp aşk var demektir, yok diyenin alnını karışlarım.

One thought on “The Twilight Saga: Breaking Dawn (2011)

  1. […] Facinelli ya da Twilight’daki baba burada da baba rolünde. Sanki hiç yaşlanmıyormuş gibi duran yakın yaştaki […]

Bir Cevap Yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.