Don’t Be Afraid of the Dark (2010)

Remake severim. Yönetmen birşey söylemek istiyorsa remake yapar. Guillermo del Toro’nun söyleyecekleri varmış, almış 1973 televizyon filmini, baştan yazmış. Don’t Be Afraid of the Dark yer yer gothic korku öğeleri içeren bir film.

Konusuna değinecek olursam, annesi babası ayrı olan 10 yaşındaki Sally, mimar babası ve babasının kız arkadaşının dekore ettiği eve gider. Burada gizli bir bölümde bir şömine vasıtasıyla küçük yaratıklar peydah olmaktadır ve bunlar Sally’i ele geçirmeye çalışmaktadır. Sally çocuk olduğu için kimse ona inanmamaktadır vs.

Bunun 73 versiyonunda Sally karakteri evin hanımı ve o ev de ona miras kalıyor. Küçük yaratıklar bu sefer onun ruhunu ele geçirmeye çalışıyorlar ve tabiki Sally’e başta eşi tarafından olmak üzere deli muamelesi yapılıyor.

Ne dedi peki del Torro, bence çocukken izledi bu filmi, etkilendi, o yüzden bir çocuk için korkulur hale getirdi. Ya da şöyle söylesem daha uygun olacak, küçük bir çocuğa bilimum dehşeti yaşatarak seyircinin de rahatsız olmasını sağladı. Psycho’daki banyonun tekinsizliğinden duyulan korku, bir çocuk üzerinden gösterdiği klişelerden sadece biri. Bunu yatağın altından çıkabilecek herhangi birşey, dolaptan uzanacak bir el, ya da anahtar deliğinden göze batacak bir çubuk izliyor.

Ve şömine demiştim. O da benim klişem. Şömine yaktığım şu günlerde iki tane şömineden yaratık çıkacak filmi izlemek huzurumu kaçırmadı değil. Gerçi benim şöminemden en fazla yarasa çıkıyor o da ayrı, ama yine de alevi hiç bitirmiyorum, hep yanıyor. Sanki alev yanmazsa bişey çıkacak korkusu yaşatıyorum kendime.

İçinde yaratık olsun olmasın sanki bu evin kalbi şömine gibi. Howl‘unki gibi.

Not: O isim olmamış filme, bütün film karanlıkta çıkıyor yaratıklar.

Bir Cevap Yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.