The Change-Up (2011)

Vücut değiştirme filmleri 80lerin modasıdır. Benim bir teorim var sinema da bana göre ilerliyor yani 80lerde bende büyümek istiyordum ve böyle filmler yapılıyordu çokça.

Hatırladığım ilk vücut değiştirme filmi Freaky Friday’dir. Jodie Foster annesi ile değişiyordu. Re-madeini de yapmışlardı sonra hatta. 17 Again, 18 Again, 13 Going on 30Dating the Enemy, Like Father Like Son, All Of MeVice Versa bu türe örnek olabilecek diğer filmlerdir.
Bu vücut değiştirmeler anneyle, babayla, eşle, dedeyle, nineyle olabiliyor ve bu filmde de en yakın arkadaşla oluyor. Sadece biri evli ve düzenli bir hayatı olan diğeri ise zirzop. İlginç olan, o vücut değişmiş, yani kimse bilmeyecek arkadaşının bedeniyle neler yaptığını, gene de aldatamıyor karısını Dave. Burası beni çok düşündürdü işte, millet olan bedeniyle aldatırken yabancı bedenle aldatamamak.. Bu Hollywood’un herkes evinde otursun, iyi mesaj verelim kaygısı filmleri furyası iş bu beden değiştirmeler söz konusu olunca ayyuka çıkıyor galiba.
Beden değiştirme değil de, yaşlı bir bedene hapsolma filmi var Howl’s Moving Castle. Genç bir kız yaşlı bir beden içinde kalıyor. O bambaşka bir psikoloji, sevdiğine yaklaşamıyor falan. Söyleyemiyor da bide aslında kim olduğunu. Söylememesi gerekiyor çünkü. Big de öyleydi aslında Tom Hanks büyük bir bedene giriyordu ama Howl’s Moving Castle anime olmasına rağmen oldukça iyiydi.
Ben istermiydim biriyle beden değiştirmek diye düşündüm, 80lerde çok hoşuma gittiğini hatırlıyorum düşüncenin. Ama bugün için sanırım yerinde olmak isteyeceğim kimse yok. Kendimi bambaşka bir insana dönüştürebilecek potansiyele sahip olduğumu biliyorum. Eskiden bu gücümün farkında değildim. O yüzden ben gene kendi yerimde olmak isterdim. Ama belki izin verebilirdim insanlara benim gözlerimden dünyayı görmelerine, Being John Malkovich‘de olduğu gibi. Öylesi daha güzel.

Bir Cevap Yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.