Twelve Monkeys (1995)

 Qualia

Cole:The movie never changes. It can’t change.
But every time you see it, it seems different because you’re different.
You see different things.

Bu filmi anlamak için beraber birkaç şeyi daha anlamak gerekir.

1. La Jetée

2. What a Wonderful World

Ben What A Wonderful World’u anlamayı seçiyorum.

Bu şarkıyı ne zaman dinlesem bir yapaylık, bir zorla hadi mutlu ol durumu hissederdim. Bu bende hep kotu şeyleri görme, başka taraftan bak, kendini kandır algısına sebep olurdu. Bide çiçek böcek güzel de, wonderful world kısmı beni hep rahatsız etmiştir nedense. Hani şarkıyı söylesin de What a Wonderful World kısmı ne demekti?

Filmin ortasında bir yerde, huzur vermek için çalıyor evet, o Louis‘in amacı olan mesajdı da asıl filmin sonunda ben şarkıyı anladım ve filmi de öyle anlamama sebep oldu bu.

Çok açık ve net bir pişmanlık var bu şarkıda, geçmişe bakınca bir pişmanlık. Bir de değiştiremiyor, değiştiremiyeceğini bile bile söylüyor, ama hepsini de geçmişe söylüyor. Yani benim daha önce anladığım gibi, bugün gördüm What A Wonderful World değil bu. Ben göremedim bir halt, yarattığım Wonderful World’u de kimse göremez, siz de görmeyin mesajı bu.

Birşey bu kadar güzel anlatılmaya çalışırsa ancak altında anlam arayanlardanım ben. Olduğu gibi anlaşılması için, içinde dream olmaması gerekir. O taraftan bakamıyor insanlar.

Ne demek bu şimdi?

Film bence bunun üstüne kurulu demek.

Konusuna bakacak olursam gelecekten geçmişe yollanan Cole’un geçmişte bir olayı halletmeye çalışması gerektiği, bunun insanlığın yararına olacağı inancı, bunu yapmak için seçilmesinin sebebinin hafızasındaki anılar olması ki onlar da eksik, hafızasındaki anıda sadece bir kadın görüntüsünün net olması, ki aslında onun o anısı onun seçilmesi ve tüm bu yolculuk işine dahil edilmesi üzerine kullanılmaktadır, sonunda başarısız olması (?) ve kendi ölümünü görmesi.

Tek hatırladığı görüntüye sığınıyor. Bu işte Louis Armstrong’un What A Wonderful World’de söylemeye çalıştığı. O ne olduğunu bilmediği ama “For me and for you” kısmı bu demek. O zaman dünya güzel diyor. Ben bu herkesin dahil olmadığı oluşumları seviyorum galiba. Wonderful World diyince bile bir çokluk olması rahatsız edici. Sırf bunun için bile, world’un gerisinden vazgeçebilir insan. Bir kere o kadar çok insana ulaşamamak… Cole bunu yapıyor zaten. Değiştiremeyeceğini bile bile bir kişi için geriye dönüyor. Dünya zaten gidecek. Bir de o hatırladığı görüntüyü tam hatırlasa, o zaman vazgeçer miydi?

Bu Louis de, Cole da bence o tek bir şeye sığınıyorlar. Cole ve Cassandra durumu filmde gözümüze sokuluyor. İnanmıyor kimse olayı, sonunda kendi de kendine inanamaz hale geliyor. Louis inandı mı acaba kendine söyledikten sonra?

Hayır askerlere söylediğinde onlar inandı mı?

Bir de zaman – yolculuk – loop – değiştirme nerde kaldı?

Ben looptan çıktım sandım da bu şarkıya niye bu kadar takıldım?

Çokça zamanı inceliyince, çokça zamanda yolculuk filmine bakınca, çokça loopta dönünce ve hepsinde de benzer şeyler görünce o taraftan bakmak istemiyor insan sanırım.

Bir de bunda değiştiremeyeceğini bile bile geri istemeleri. Her yerde “we did it before” kör göze parmak.

Sonuçta geleceği geçmiş oluyor bu filmde, ve orada yaşamayı seçiyor her loopta.

Not: Ah Louis, öyle söylemeyecektin o şarkıyı, yanlış anlaşılabiliyor.

Bir Cevap Yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.